10 Ekim 2017 Salı

ÜÇ MİHRAPLI KİLİSE



Kıbrıs, Akdenizin ortasında minik bir cennet deyimi yerindeyse. Uçaktan indikten sonra aslında hiç de yabancı hissetmiyor insan. Kıbrıs, kimi zaman İstanbul kimi zaman Sinop zaman da Amasya oluverdi benim için ve kendimi memleketime gelmiş gibi hissettirdi bana. Kıbrıs’ın benim için hep ayrı bir yeri olmuş ve uzaklardaki bu adaya hep merak etmişimdir. Kıbrısta askerlik yapan dayı, üniversite okuyan kuzen bunlar bize Kıbrıs’ın aslında bize ne kadar yakın olduğunun bir kanıtı. Her devirde konumu itibari ile hayati önem taşıyan yeşil ada Kıbrıs Osmanlı tarafından fethedilince ona hakkettiği değer verip birçok nadide eser bırakılmış. Selimiye camisi de bu eserlerden biri.


Cami aslında bir katedral. Paristeki Notre Dame kilisesi örnek alınarak yapılmış ve Kıbrıs'ın en önemli kilisesi olduğundan, Luzinyan krallarının taç giyme törenlerinin yapıldığı bir adres olmuş.


Gotik mimarisi ile inşa edilen yapıya iki minare, bir minber ve bir mihrap eklenerek camiye çevrilmiştir. Özellikle eklenen minarelerin yapıyla bütünleşmesi ve orijinal yapıyı bozmayıp kilisenin kendine has motiflerini olduğu koruması Osmanlının inançlara saygısı ve mimarideki başarısının bire bir kanıtıdır. Ayrıca caminin üç tane mihrabı var. Cami büyük olduğundan kıbleyi karıştıranlar için böyle bir çözüm bulmuşlar. Üç mihrapta birbirinden farklı ve güzel. Caminin içi beyaz ve sade bir görünüme sahip. Ayrıca caminin içerisinden çıkan halılar, mumlar, rahle vb. eserler caminin yakındaki İslam Eserleri müzesinde sergileniyor. Lefkoşanın merkezinde bulunan bu camiye kolayca ulaşabilir ve yol üstünde birçok eserler karşılaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder